7 Nisan 2010 Çarşamba

karikatürler :)))









tebessüm :)

Bir bilgeye sormuşlar
— Efendim, dünyada en çok kimi seversiniz?
— Terzimi severim.
— Aman üstad, dünyada sevecek o kadar çok kimse varken terzi de kim oluyor? O da nereden çıktı?
— Dostlarım, evet ben terzimi severim. Çünkü ona her gittiğimde, benim ölçümü yeniden alır. Ama ötekiler öyle değildir. Bir kez benim hakkımda karar verirler, ölünceye kadar da, beni hep aynı gözle görürler.

5 Nisan 2010 Pazartesi

güzel bir şiir

Her akşam aynı yoldan yürüyorum…Aklımda sen varsın.Zaten hiç çıkmadın ki aklımdan sevdiğim..Başım önümde çaresizim. Attığım her adımda, geçtiğim her sokakta senden bir hatıra var..Yakasım geliyor bu şehri kıyamıyorum…Hayalin yaşıyor burada çünkü… Rüzgar esiyor, saatler ilerliyor, birer birer sönüyor sokak lambaları, bi...r başıma kalıyorum hasretinle…Gece öyle karanlık ki yokluğunda…
Ürperiyor yüreğim, Korkuyorum,
Ya hiç gelmezsen,
Ya bitmezse karanlığım….
Hadi Çık Gel bir akşam üstü..
Hayalde olsa gel ne olur….
Söyleyemediklerimi birer birer söyleyeyim sana….
Gitme ne olur, gitme benimle kal
Bu ten sensiz solacak
Bu yürek ölecek yokluğunda
Bu gözler senden başkasını görmez
Gitme Demek istiyorum
Hadi Çık Gel Seni bekliyorum
Bak uzattım ellerimi, tutsana sevdiğim….
Tut Yoksa kayıp gideceğim avuçlarının arasından
hiç dönmemek üzere…

yeni bir haftaya gülerek başlayalım :)

BALIK BAŞI ZEKA AÇAR


Hoca yolculuk sırasında mola verip bir hana girer, bu sırada hana bir başka yolcu daha girer ve ikisi birden hancıdan yiyecek birşeyler isterler. Fakat hancı yiyecek olarak sadece bir balık olduğunu söyler ve bunu paylaşmalarını önerir.
Bunun üzerine Hoca;
- Ben balığın sadece başını yiyeceğim der.
Hancı bunun nedenini sorar. Hoca;
- Balık başı zekayı artırır, balık başı yiyen insan akıllı olur.
Bunun üzerine diğer yolcu hemen atılır ve Hoca;
- Balık başını niye sen yiyeceksin, ben yemek istiyorum.
Hocada itiraz etmez. Balığın koca gövdesini Hoca yer ve bir güzel karnını doyurur. Diğer yolcu ise sadece balığın başını yer ve Hoca'ya seslenir;
- Sen koca gövdeyi yedin, karnını doyurdun, ben sadece kafayı yedim aç kaldım.
Hoca da bunun üzerine şunu der;

- Bak nasıl akıllandın!

4 Nisan 2010 Pazar

sevgi aşk üzerine bir alıntı



Alimlerden biri nehir kenarında namaza durmuş, farzını yerine getirirken, yolu oralara düşen mecnun alim zatın önünden geçer
Adam öfkesini yenemez ve namazını bozar:
— Bre melun!! Görmez misin ki namaza duruyorum, ne diye önümden geçersin?
Hiddetli sesle kendine gelen Mecnun, baka kalır, sonra da:
— Ben Leyla’nın aşkıyla senin namaz kıldığını görmezken, sen mevla’nın aşkıyla beni nasıl gördün?...


İÇİNİZDEKİ SEVGİNİN HİÇ TÜKENMEMESİ DİLEKLERİMLE....

Şeyh Edebali'nin Osman Bey'e Nasihati 'dir.

Oğul ;

İnsanlar vardir, şafakta doğar, gün batarken ölürler !
Unutma ki dünya sandığın kadar büyük değildir !
İki paralik güneşe aldanip sonrada karda, ayazda kavrulup gitme
Güçlüsün akillisin söz sahibisin !
Ama ;
Bunlari nerede nasil kullanacağini bilmezsen,
Sabah rüzgarinda savrulup gidersin.
Dünya Senin Gözlerin Gördüğü Gibi Büyük Değildir
Bütün Feth Edilmemiş Gizemler ,Bilinmeyenler ,Görülmeyenler Ancak Senin Fazilet Ve Erdemlerinle Gün Işığına Çıkacaklardır .
Avun Oğlum Avun. Güçlüsün,Kuvvetlisin ,Akıllısın , Kelamlısın Ama ;
Bunları Nerede Ve Nasıl Kullanacağını Bilmezsen,
Sabah Rüzgarında Savrulur Gidersin!
Öfken ve benliğin bir olup aklini yener !
Daima sabirli, sebatli ve iradene sahip olasin.
Azminden dönme !
Çiktiğin yolu taşiyacağin yükü iyi bil !
Her işin gereğini vaktinde yap.
Açik sözlü ol ! Her sözü de üstüne alma !
Gördün söyleme, bildin bilme
Sözünü unutma ! sözü söz olsun diye söyleme !
Bu Dünyada İnancını Kaybedersen Yeşilken Çorak Olur, Çöllere Dönersin .
Anani atani say bereket büyüklerle beraberdir !
Sevildiğin yere sik gidip gelme, muhabbetin kalkar, itibar olmaz.
Üç kişiye aci ;
Cahiller arasinda alime,
Zenginken fakir düşene,
Hatirli iken itibarini kaybedene !
Unutma ki yüksekte yer tutanlar, aşağidakiler kadar emniyette değildir.
Ululanma, düşmanini hor görme !
Düşmanini çoğaltma, düşmanliğin başini da sonunu da sen belirle !
Hakli olduğunda kavgadan korkma
Bilesin ki,
Atin iyisine doru yiğidin iyisine deli derler !



Şeyh Edebali'nin Osman Bey'e Nasihati 'dir.

ANKARA

Soğuk ve ilçelerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda sucuklu tost kokusuydu babam...
Ben seninle bir gün FLZ'de waffle yeme ihtimalini sevdim.
İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
özlemeye başladım herkesi...
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..
Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı...
Bir de camların buğusuna resim yapma imkanı...
Sucuk kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
solculuk-sağcılık oynamaya başladık..
Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve
Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle...
Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden işeyen adam yapmayı..
Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri.
Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..
Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu..
Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
Sana şiirler biriktiriyordum İktisat defterimde, ama sen yoktun
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
Halk Otobüsü seni hep zamansız amansız bir durağa götürüyordu
Ben, senin benimle Ankamall'a gelebilme ihtimalini seviyordum.

Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
(yorum nurullah )
Yanımızdan geçen hızlı trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde
Otobüs oluyordum
Bir ülkeden bir iç ülkeye
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.
Eye of tiger'i başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
Korkuyordum
Sonra iniyordum otobüsten

3 Nisan 2010 Cumartesi

shakespeare der ki,
iyi ol fakat çok iyi olma. birazcik huysuz ol fakat çok degil. içinden geliyorsa dua et. eger sana rahatlik veriyorsa arada bir küfür de et.
etrafindakilere mümkün oldugunca dostça davran, müsfik ol. eger bir gün kötü davranmani gerektirecek bir durum karsisinda kalirsan; bagir,çagir,kir, dök ve unut! her zaman ve her yerde eline geçen bütün saadeti yakala, en ufak bir parçanin bile kaçmasina izin verme. yasa herseyden önce yasa ve sirf tesadüfen bu dünyaya gelmis oldugun için, laf olsun diye günlerini geçirme.
eger gerçek aski taniyacak kadar sansliysan; bütün kalbin,ruhun ve bedeninle sev! hayatini o sekilde yasa ki; her an kendi elini sıkabilesin ve her gün faydali olan, hiç olmazsa bir sey yap ki; gecelerin yaklasirken örtüleri üzerine çekip kendi kendine "ben elimden geleni yaptim" diyebilesin.
düsüncelerin neyse hayatin da odur. hayatin gidisini degistirmek istiyorsan düsüncelerini degistir
Mutlu olmak için içinde bulunduğunuz 'AN' dan daha iyi bir zaman olduğuna karar vermek için beklemekten vazgeçin.

Mutluluk bir varış değil, bir yolculuktur.

"Pek çokları mutluluğu insandan daha yüksekte ararlar, bazıları da daha alçakta.

Oysa mutluluk insanın boyu hizasındadır."

Unutmayın "yarın kımseye vaad edilmemiştir"
Yemek de boş, içmek de,
Hatta yeri gelmeden sevişmek de.

Tam zamanında öpmelisin mesela güzel gözlünü,
Tam zamanında söylemelisin sevdiğini
Gözlerinin içine baka baka.

Bisikletinin gidonunu
Tam zamanında çevirmelisin
Düşmemek için.

Tam zamanında frene basmalı,
Tam zamanında yola koyulmalısın.
Tam zamanında okşamalısın başını
O üzüm gözlü çocuğun
Hıçkırıklar tam dizilmişken boğazına,
Tam ağlamak üzereyken.

Tam zamanında koymalısın elini omzuna
En sevdiğin dostunun babası öldüğünde
Tam zamanında tutmalısın düşerken
Üç yaşındaki sehpaya tutunan çocuk.

Tam zamanında acımalı yüreğin
Afyon’da Hasan Ağabey’ in evi yıkılınca başına
Evsiz kalınca çoluk çocuk
Ki uzatasın elini bir parça.

Tam zamanında açmalısın kapını
Hayatına girmek isteyenlere.
Tam zamanında çıkarmalısın
Sevginden şımarmaya başlayanları.

Tam zamanında affetmelisin kardeşini
Biliyorsan yüreğinde kötülük olmadığını
Seni gecenin üçünde arayıp da
Kafasının iyi olduğunu söylediğinde.

Tam zamanında öğretmelisin oğluna
Gerekiyorsa yumruk atmayı
Tam burnunun üstüne
Tiksinmeden pisliğinden,
Yukarı mahallenin sümüklü bebesi
Misketlerini zorla almaya çalışırsa.

Tam zamanında bağırmalısın
Acıyınca bir yerin.
Tam zamanında gülmelisin
Kemal Sunal küfür edince filmin bir yerinde.

Tam zamanında yatmalısın
Yola çıkacaksan ertesi gün
Ve arabayı kullanan sensen
Sana emanetse çoluk çocuk
Ve kendin.

Tam zamanında bırakmalısın içmeyi
Son kadeh bozacaksa seni
Ve üzeceksen birilerini
Ertesi gün hatırlamayacaksan.

Tam zamanında ayrılmalısın misafirliklerden.
Tam zamanında konuşmalı
Tam zamanında şarkı söylemeli
Tam zamanında susmalısın.

Tam zamanında terk etmelisin gerekiyorsa
Annenin babanın evini,
Tam zamanında başka bir şehre gidip
Ayaklarının üzerinde durmaya çalışmalısın.
Tam zamanında dönmelisin memleketine.

Tam zamanında için titremeli,
Tam zamanında aşık olmalı
Deli gibi sevmelisin güzel gözlünü.

Tam zamanında toplamalısın oltanı
Belki de seni şampiyon yapacak
En büyük balığı kaçırmadan.

Tam zamanında yaşlandığını hissetmeli
Tam zamanında ölmelisin
Iskalamak istemiyorsan hayatı.

Haydi şimdi kalk bakalım
Silkin şöyle bir
At üzerinden hayatın yorgunluğunu,
Vakit zannettiğinden daha az
Haydi kalk bakalım,
Şimdi YAŞAMAK ZAMANI


Can Yücel
Ben kimim?

Fiziksel özelliklerimi bir tarafa bırakın benim, içime bakın, taa ruhuma doğru..derinden, şöyle iyice kavrayarak, görmek için bakın, tartın, anlamaya çalışın...

İnceleyin beni, araştırın, detaylarıma takılın, ölçün ,değiştirmeye çalışmadan hayatınızın içine katın...

Kimim ben?

Ruhumu görmek isteyen, sesimi duymak isteyen var mı?

Rengarenk dünyamda neler olup bittiğini az çok takip eden, yazılarımı okuyan,sizler..

Beni merak ettiniz mi hiç?

Neye benziyorum?

Kağıda resmetmeye kalksanız, beni nasıl çizersiniz?

Şu an içinde bulunduğunuz durumu, mekanı, detayları nasıl çizersiniz?

Bazen resmetmek iyidir, kusmaya benzer...İçinizdeki tüm hazmedemediklerinizi dökersiniz ortaya, rahatlarsınız, ya da şarkı söylersiniz, çiçek ekersiniz, yürüyüş yaparsınız, boncuk dizersiniz, yazı yazarsınız...

Bir şekilde içinizde olan biteni atarsınız dışarı, rahatlarsınız...

Bugün, kocaman bir hayalkırıklığını resmetmek isterim duvara,

İnsan ilişkileri adına, aşk adına, içtenlik adına siyah, boğucu ve iğrenç bir resim çizmek isterim.

Etrafında çirkin böcekler olsun mesela,(ama onlara da haksızlık etmeyelim,böceklerin bile yeryüzüne gönderilmesinin bir amacı var değil mi? )

Uzun lafın kısası bugün burada bir karar aldım ben, ful yaprakları,
Artık "Aşk" adına bir daha bir şeyler yazmak istemiyorum...

Bitmiştir,aşk adına ne varsa, yazıya dökülmeyecek bundan sonra...

Sabrıma ve sukûnetime hayran olanlar,bilirler ve görürler ki onca hayalkırıklığının ardından ben her seferinde "yeniden" başlarım...

1 Nisan 2010 Perşembe

ben geldimm